Bir Bakışta 2018 yılında Türkiye Ekonomisi

Ekonomi kelimesi her ne kadar Antik Yunanca’da “ev idaresi” anlamına gelse de (Antik Yunanca’da Oiko(Ev) ve Nomos(İdare) günümüzdeki anlamı artık haneleri aşmış durumdadır.

“Can sıkıcı, iç karartıcı ve hatta oldukça sefil ve ıstıraplı bir konu; adına, şöhreti gereği, kasvetli bilim diyebiliriz.”
Ekonomi, işler yolunda gitmediğinde farkettiğimiz bir şey. İktisat bilimine ancak ekonomi krize girdiğinde, binlerce insan işinden olduğunda, fiyatlar hızla tırmandığında veya düştüğünde kulak kesiliriz. Böyle durumlarda, özellikle de yüzleşmemiz gereken zorlukların altını çizip, her istediğimize sahip olamayacağımız gerçeğini ortaya döktüğünde, ekonomi, gerçekten de kasvetli gözükür.*

2018 yılındaki performansımıza baktığımızda, ekonomi için alıntıladığım tanım çok da haksız sayılmayacaktır.

Özellikle market/pazardaki fiyat artışları, dolar özelinde dövizdeki dalgalanma hepimizi birer ekonomist yaptı desem herhalde uçuk kaçmayacaktır. Peki 2018 yılındaki performansımız nasıl seyretti?Bunun için kullanılan bir çok metrik var, bunlardan biri de GSYH. Buyrun birlikte bakalım.

GSYH da Ne Demek?

GSYH, bir ülkenin belirli bir zaman dilimi içerisinde (genelde üçer aylık çeyrekler bazında) ne kadar mal ve hizmet ürettiğini gösteren göstergedir.
Hesaplanması bir kaç farklı şekilde yapılılır, bunlardan ikisi:

  • Üretim Yöntemiyle GSYH
  • Harcama Yöntemiyle GSYH
  • Peki GSYH’yı bu kadar önemli kılan nedir?

    Bu soruya Süper Lig ve alt ligler örneği ile cevap verebiliriz. İstanbul’daki üç büyüklerin milyonlarca taraftarı varken (burada taraftar; kombine üyelik alarak ve kulübün ürettiği eşyalardan satın alarak kulübün gelirini artıran faktör olarak konumlandırılmıştır.) katkıda bulundukları ölçüde o kulübün geliri daha yüksek olacağından, (kulüp gelirlerine GSYH olarak bakacak olursak) bu kulüplerin GSYH’sı daha yüksek olacaktır. Bir alt ligdeki kulüplerin daha az taraftarı olduğundan taraftarlardan elde edecekleri gelirleri daha düşük olacaktır. Aynı şekilde üçüncü ligdeki kulüplerin geliri ise ikinci ligdeki kulüplerden de daha az olacağı anlamına gelmekte. Bu gelirlerin az olması da bir sonraki sene yapılacak olan yatırımları, alınacak olan transferleri etkileyecektir. Geliri yüksek olan kulüpler daha profesyonel futbolcular ile anlaşacak iken alt ligdekiler bu kadar cömert davranamayacaklardır.

    Ülkelerin durumu da buna benzemekte. Ülkenin GSYH’sı ne kadar yüksekse ülkenin içerisinde koşturduğu lig de aynı derecede yüksek olacaktır. Sık sık haberlerde duyduğumuz G7, G20 gibi ülkeler sırasıyla dünyanın en büyük 7 ve 20 ekonomisini temsil eden ülkelerden oluşmaktadır. Bu da şu anlama gelmektedir. En büyük 7 ekonomi (ülke) bir araya gelip dünyanın geri kalan 200 küsür ülkesi adına karar alabiliyor. Dolayısıyla bir ülkenin GSYH’sı ne kadar yüksek olursa karar verme yetisi de aynı oranda yüksek olmakta.

    Şimdi 2017 yılına ait verilere göre dünyanın ekonomik anlamda en gelişmiş ilk 20 ülkesine bakalım:

    Ülkemiz, 851 milyar $’lık GSYH hacmi ile dünyanın en büyük 17. ekonomisi konumunda tamamlamıştır.

    Veriler: Worlbank

    GSYH Hakkında daha detaylı bilgi için : Basitçe Temel Ekonomi 1

    Türkiyenin GSYH’sı Ne Kadardır?

    Bildiğiniz üzere, 2018 yılını % 2.6 büyüme oranıyla kapatarak 3 trilyon 700 milyar ₺’ye ulaştık. peki bu artış ne anlama geliyor, gerçekten büyüdük mü?

    Çok çok basit bir örnek vereceğim: Bir ülke sadece bir yılda sadece bir tane ürün üretmiş olsun. Bunun fiyatını da 100 ₺ varsayalım. Böylelikle ilgili yıl için ülkenin GSYH’sı 100 ₺ olur. Bir sonraki sene de yine 1 tane üretmiş olsun; fakat üretim maliyetlerinin artışı sonucu 120 ₺’ye satılsın. Böylece ülkenin GSYH’sı 120 ₺ olarak gerçekleşmiş olur. Yani, ülkenin GSYH’sı % 20’lik bir artış sergiledi, doğru mu?

    Hem doğru, hem değil…

    Doğru, çünkü nominal yani cari fiyatlar ile fiyatlar seviyesinde %20’lik artış sergileyerek, böylelikle bir önceki seneye göre büyümüştür. Bunu -Türkiye özelinde konuşmuyorum.- genelde siyasetçiler kullanır.
    Yanlış, çünkü bir ülkenin büyümesi ancak üretimiyle alakalıdır. Bizim örneğimizde üretimimiz artmamasına rağmen fiyatlar genel seviyesinde % 20’lik artış sonucu GSYH artmış gibi görünmesine rağmen, aslında artmamıştır… 2018 yılı performansımızı kısmen yukarıdaki örneğe benzetebiliriz. Gerek yüksek enflasyon, gerekse de yüksek döviz kuruyla kapatmaın sonucu aslında iyi bir performans sergileyemedik…

    Mazi Kalbimde Bir Yaradır

    Veriler Worldbank’tan alınarak görselleştirilmiştir.

    Grafikten de anlaşılacağı üzere TL bazında % 2.6 büyümemize rağmen $ bazında küçülerek 852 Milyar $’dan 766 Milyar $ seviyesine gerilemişiz. Böylelikle 2008 yılındaki seviyeye düştüğümüz görülmekte, yani aslında ülke olarak refah seviyemiz 2008 yılı seviyesine düşüş göstermiştir. Mazileri hatırlatarak üzdün bizi 2018?

    2018 yılına ait G20 GSYH hasılasını toplu bir şekilde bulamadığım için tüm ülkelerin tamamen hesaplamasını yapamayacağım; ama Türkiye’nin altındaki ve üstündeki ülkelerin büyümesine bakarak 2018’de de 2017 yılında olduğu gibi 17. sırada mı yoksa daha yukarıda veya aşağıda mı olduğuna bakalım.

    Bir sıra yukarımızda bulunan Endonezya’nın $ bazında GSYH’sı 2018 yılında 1.022 trilyon $ olarak gerçekleşmiştir.
    Bir alt sıramızda bulunan Suudi Arabistan ise 782 milyar $ ile 2018 yılını kapatmış.
    Bizim seviyemiz ise 766 milyar $ idi. Yani 2018 yılında bir alt basamağa gerilemiş durumdayız.
    ve sıra geldi şükür sebebimiz Arjantin’e 🙂 2017 yılında 19. sırada olan Arjantin ise 643 milyar $’dan 518 milyar $’lık seviyeye küçülerek yine 19. sırada kalmıştır.

    2018 yılı Sıramız şöyle sıralanıyor:
    16 –> Endonezya,
    17 –> Suudi Arabistan,
    18 –> Türkiye,
    19 –> Arjantin,
    20 –> Güney Afrika.
    Ülkelerin büyüklüğünü geçip kendi cebimize bakalım mı? Bunun için de ölçülen bir metrik mevcut. Kişi başına düşen GSYH ile bu metriği ölçebiliriz.

    Kişi Başına Düşen GSYH

    Ülkenin sahip olduğu GSYH’nın ülkenin ilgili periyottaki nüfusuna bölünmesiyle Kişi Başına Düşen GSYH ortaya çıkmış olur. 2018 yılında ₺ bazında % 17.5 büyüyerek 36 bin ₺’den 45 bin ₺ seviyesine ulaşmış olduğumuzu görürken; $ bazında ise % 9.2 küçülerek 10 bin dolar seviyesinden 9 bin dolar seviyesine düşüş gösterdiğimizi görmekteyiz.

    Yani ₺ bazına göre % 17.5 zenginleştiğimiz görünüyorken, $ bazında ise % 9 civarında fakirleştiğimiz görünüyor. Hangisinin doğru olduğunu sizin kararınıza bırakıyorum:)

    ve, gelelim amansız bir mücadeleye girdiğimiz enflasyona…


    Yerim Seni Enflasyon!

    Pacman görsellerini ve yukarıdaki başlığı seçmemin sebebi, enflasyon ile ilgili bir çok sene % 5 seviyelerine ineceğimize dair hedef koyduğumuzdan ve mâlesef hiç bir zaman başaramadığımızdan 🙂

    Enflasyon, fiyatların genel olarak artması durumudur. Dikkat edilmesi gereken püf nokta tek bir ürün veya ürün grubu değil de genel olarak fiyatların yukarı yönlü seyretmesi durumu olmasıdır. Yani domatesin fiyatının iki katına çıkmış olması bir çok sebepten olabilir – ekinleri dolunun vurması, domates ihracının artmasıyla ülke içine yeterince kalmaması vs. –

    Enflasyon Sarmalı: Fiyatlar enflasyon sarmalı adı verilen durumda katlanarak artabilir. Enflasyon arttıkça, işçiler mutsuzlaşır çünkü yaşam standartları düşer. Daha yüksek maaş isterler, maaşlarını yükseltmeyi başarırlarsa da ekstra parayı harcadıklarında dükkan sahipleri fiyatları arttırır. Bu enflasyonu daha da yükseltir, işçiler yine zam talebinde bulunur. (ADE, 81)

    Büyütmek için resme tıklayınız

    2018 yılını ortalama % 16.3 enflasyon oranıyla kapattığımızı görmekteyiz… Bu ne demek oluyor ki?

    Baba Akü yok!

    Herhalde Vizontele gibi çok az sayıda film bulunduğu topluma bu kadar çok replik kazandırmıştır. Bunlardan biri de “Baba, Akü Yok!” sahnesiydi.
    Filmi izleyenler hatırlayacaktır, Vilayetin tek sineması olan Lale Sinemasındaki filmi tanıtmak için arabayı çalıştırmak isteyen Şafak Sezer, arabanın çalışmaması üzerine kaputu açıp akünün olmadığını farketmesi üzerine bu tepkiyi kaputun çevresinde gezip farklı açılardan kontrol ederek vermişti. Enflasyonu da bu duruma benzetebilirsiniz, cebinizdeki delikten haberiniz olmadığı için paranız sürekli eksilmekte; fakat siz bundan haberdar değilsiniz.

    Geçtiğimiz günlerde ülkelerin kısmen tarihi kısmen ekonomi/yönetim politikasına dair karşıma çıkan ve göndermeleriyle hoşuma gidenbir kaç görsel karşıma çıktı de, onları da iliştiriyorum aşağıya:

    Elhasıl, Türkiye genç nüfusuyla yüksek potansiyel barındıran bir ülke, dilerim barındırdığımız bu potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürerek, G7 gibi daha yüksek bir lige atlarız.

    Son olarak dinlediğim her seferinde çocukların koşturduğu şirin mi şirin bir sahil kasabasındaymışım hissi uyandıran Evanthia Reboutsika’nın Carousel adlı eserini bırakmak istiyorum.
    Sağlıcakla kalın 🙂

    *Ekonomi Fikri, E CONWAY, Domingo Yayınları

    Comments are closed