Singularity is Near 1| Ray Kurzweil


Merhabalar,
Singularity is Near kitabının not aldığım bazı kısımlarını Türkçe’ye çevirip bloğumda paylaşmaya karar verdim. 2014 yılında da Singularity ile ilgili bir yazı paylaşmıştım. (Bkz: Singularity, Kuantum Bilgisayarlar ve Yapay Zeka)

Özellikle takip etmekten hoşlandığım bir alan olduğundan benim için de hoş bir deneyim oldu, hazır mısınız?

Buyrun beraber bakalım:

Matrix filminin bir sahnesinde Neo’nun beynine bir program yüklediği ve hemencecik Kung Fu’yu öğrendiği sahneyi hatırlıyor musunuz? Böylesine basit bir uygulamayla bilgiyi öğrenebileceğiniz bir hayat nasıl olurdu?

Değişimin, Değişim Hızı Katlanıyor!

Dedelerimizin hayatları boyunca kaç tane büyük teknoloji değişimine tanık olduğunu bir düşünelim. Şimdi, bir de sadece son 15 yılda şahit olduğumuz değişikliklere bakalım.

Teknolojinin bu denli kısa süre içerisinde bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi çarpıcı değil mi?

Bundan 50.000 yıl önce ateşi keşfetmek gibi buluşlar her 1000 senede bir olan az ve nadir keşiflerdi. Bugün bir önceki yılın buluşlarının listesini yapmak bile büyük zorlu bir iş oysa…

Örneğin, birim maliyet başına düşen bilgisayar hızı 1910 ile 1950 yılları arasında her 3 yılda bir ikiye katlanırken, 1950 ile 1966 arasında her iki yılda bir ikiye katlanıyordu; şimdi ise her yıl ikiye katlanmakta.

Teknolojideki bu üssel gelişim hızına “Teknolojinin İvmelenme Kanunu” diyoruz. (Kurzweil’e ait bir söylem. (Law of Accelarating Returns, benzer bir söylem olarak Moore Yasası da mevcut. Gordon Moore her 18 ayda bir birim hız başına düşen maliyetin yarı yarıya azaldığını belirtiyordu. Bkz: Singularity, Kuantum Bilgisayarlar ve Yapay Zeka)

Law of Accelerating Returns Teknolojinin İvmelenme Kanunu

Gelişimin her bir adımındaki en büyük başarının bir sonraki aşamayı oluşturmaya yardımcı olduğunu biliyoruz, örneğin biyolojik evrim Homo Sapiens ile sonuçlandı; daha sonra insanlar teknolojiyi icat etti ve en iyi teknolojiler daha iyisini geliştirmek için kullanıldılar.

Böylelikle en nihayetinde süper akıllı bilgisayarlar bir başlarına kendilerinden daha akıllı bilgisayarlar dizayn edebilecek ve bunu yaparken, teknolojik evrimi daha da hızlandıracaklar.

Bilgisayarlar Önümüzdeki Birkaç On Yıl İçinde İnsanoğlunun Yaptığı Her şeyi Öğrenebilecek,Hem de Daha iyi Bir Şekilde

Bir bilgisayar, sezgiden, sosyal zekadan ve bilinçten yoksundur; fakat bu durum böyle süregelmeyecek – ve bu durum belki de düşündüğünüzden daha erken değişecek. Günümüz bilgisayar bilimcileri, insanı neyin bu denli eşsiz yaptığını bilgisayarlara uygulayarak üzerine araştırma yapıyor.

Örneğin, bilim adamları birinin yüz mimiklerini gözlemlediğinizde veya şiir okuduğunuzda hangi nöronun ateşlendiğini izleyebilir ve bu buluşlar, bilgisayarlar tarafından anlaşılan bir algoritmaya veya formüle çevrilebilir.

2030’lu yıllara ulaştığımızda bu buluşlar bilgisayar bilimcilerine insan beyninin tersine mühendislik ile çözülmesini sağlayacak araçlar sağlayacak. Bu – insan beynini taklit edecek ve hatta bilinçli olacak bilgisayarları kurup, programlayabilme- gerçek yapay zekanın icadı olacaktır.

Gelecekte, akıllı telefonunuzun bugünkü sizden daha akıllı olması sıradışı olmayabilir!

Ama sadece makineler teknolojinin bu denli gelişmesinin hasadını toplamayacak. Aşağıdaki bölüm insanların da nasıl faydalanacağını açıklamakta.

Yeni Doktorlarınızla Tanışın: Nanobotlar

Tıp bilimcileri yüzyıllar boyunca tedavi edilemez olarak bilinen hastalıklara deva bularak büyük buluşlar gerçekleştirdi.

Güzel haber ise robotik ve nanoteknolojinin önümüzdeki birkaç on yılda gelişmesi insanları daha dayanıklı kılacak ve hatta fiziksel ağrıların üstesinden gelmesine yardımcı olacak.

Nasıl?

Nanobot olarak isimlendirilen küçük nanoteknolojik robotlar aracılığıyla.

Nanobotları vücudunuza yerleştirerek, sağlığınızı tehlike altında bırakan herhangi bir hastalığı hafifletebileceksiniz. Nanobot’ların kendi kendini üretebilmesiyle sadece bir defalığına mahsus olmak üzere doktora (nanobotların vücuda ilk enjeksiyonu için) gitmek sağlığınızı uzun süreli korumak için yeterli olacaktır.

Peki nanotbotlar tam olarak ne yapacak? Bu küçük savaşçılar toksinleri, DNA virüslerini ve bakterileri kan akışınızdan temizleyebilecek. Aynen kanımızdaki beyaz kan hücrelerinin patojenlerle savaşması gibi nanobotlar da benzer işlevde; fakat bunu yapmakta daha efektif olacak.

Bu minik robotlar ilaçları adrese teslim olarak hastalıklı hücrelere taşıyabilecek. Örneğin, bir nanobot ilgili ilacı kötü huylu bir kanser hücresine ulaştırabilecek, böylelikle hastayı mide bulantısı ve saç dökülmesi gibi hastalığın genel yan etkilerinden uzak tutmuş olacak.

Genetik Hastalıklar Geçmişe Ait Bir Şey Olacak. Gen Terapisi Standart Kabul Edilecek.

Gen Terapisi onlarca yıldır konuşuluyor olmasına rağmen, hâlâ DNA’mızın kim olduğumuzu belirleyen -kolayca ve hatta hiç değişmeyen- sabit yapılar olarak düşünürüz.

Fakat durumun pek de böyle olmadığını keşfediyoruz. Yakın zamanda, gen terapisi sıradan bir müdahale olacak.

Bilim adamları kusurlu bir geni sağlıklı bir gen ile değiştirmek istediğinde DNA’nın kusurlu hücre içerisine transfer işlemi sürekli problem olmuştur; fakat bunu bir çeşit “gen taksisi” kullanarak aşabiliriz.

Birçok virüs genetik materyali insan hücresine taşıma noktasında verimlidir, yani yapılması gereken tek şey virüsün taşıdığı geni terapatik olan gen ile değiştirmek.

İnsanlarda bulunan farklı genler bazı belirli hastalık riskini artırabilir, örneğin diyabet. Bu durum ilgili genleri taşıyan tüm insanların bu hastalıklara yakalanacağı anlamına gelmemekle birlikte, bu gene sahip olanların sağlıklarına daha fazla dikkat etmesi gerekmektedir.
Kanser veya orak hücreli anemi gibi hastalıklar hasarlı genin sebebiyet verebildiği şiddetli diğer hastalıklardandır.

Güzel haber ise, gen terapisi oyuna girdiği zaman terapatik DNA ile hücrenizi etkilemek üzere bir virüs kanınıza enjekte edilebilir. Akabinde, nanobotlar sağlığınızı izleyebilir hale geldiğinde gerektiğinde hasarlı DNA’yı onarmak daha da kolaylaşacaktır.

İkinci kısımda görüşmek üzere…

Comments are closed.